18/6/2008 -
Ne de çok korkuyoruz bayım. Elimizden alınmış onca umut varken mazimizde ve bir ur gibi kaplıyorken tüm hayatımızı yaşayamadıklarımız , korkuyoruz adı yanlış koyulan tarafından sobelenmekten. Sorun şu ki korkularımızdan doğan geri çekilmeler,ertelemeler bize birşey kazandırmıyor. Kaybetmeye devam ediyoruz. Devasa bir fırtına gibi alıyor bizi zaman içine ve ilmek ilmek ayırıyor arzularımızı, özlediklerimizi, çocukluğumuzu bizden. Hayat çürümeye başlıyor anlamsızlığın avlusunda. Günler, ertesi günler ve daha ertesi günler çarmıha gerilmiş bir bedenin ölme çabasından başka birşey getirmiyor.Zihnimizi didikliyoruz başımızı yastığa her koyuşumuzda.Edilen yeminler, ışığa yüzünü dönme uğraşı yerini bezgin bir huzur müflisine bırakıyor pencerelerimize ay düşende.
Bayım, kendimizi kandırmayalım.Oyun bozanlar asla insafa gelmeyecek Meşru bir yanı yok bu mutsuzluğun.Üstelik direnmeye çalışmaktan da yoruldum. Uyumak istiyorum dizlerinizde. Onu bunu,zamanı,zemini düşünmeden; ak bir güvercin sürüsünün sırtında göğe yükseliyormuşcasına uyumak. Darp izi olmadan düşlerimde ve saçlarım ellerinize dolanırken uyanmak sonra.Görüyorsunuz ya çok şey istemiyorum aslında. Bir yudum su hepsi hepsi.
Bilelim ki bayım çizginin iki tarafı da cehennem. Ve seçmek zorundaysak birini, ben; saçlarımda sevda rüzgarıyla düşmek istiyorum ateşe. Farzedin ki ben bir kelebeğim ve ateş biricik sevgilim. Yanmazsam eğer ah'ım kalır.
Sümeyye Ş. Akkök 18 haziran 2008
|